Arşiv

Archive for Mart, 2009

Dance me to the end of love

Mart 30, 2009 salyangoz Yorum yapın

Ilk aldigim yabanci kaset Leonard Cohen’in toplama bir albumuydu, ve bu sarki da icindeydi. Yillarca Montreal deyince aklima gelen ilk isim oldu Leonard Cohen, buraya geldikten sonra ise adini bile duymaz oldum. Su an bir Fransizca dersi aliyorum mesela, ve dersin amaclarindan biri de Quebec’i, kulturunu tanitmak. Cirque du Soleil‘den Roy Dupuis‘e herkesi tek tek anip inceledik, ama Cohen’in adi bile gecmedi. Frankofon olmadigi icin bu memleketin degeri sayilmiyor demek ki. Yazik.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:,

Enduring Love – Ian McEwan

Mart 26, 2009 salyangoz Yorum yapın

enduringloveBile bile lades oldu bu tam. Seyahatte okuyacak bir sey ariyordum kutuphanede ve birden aklima McEwan ismi geldi. Atonement’i okumayi dusunuyordum bir ara ama dayanamayip filmini izlemis ve begenmistim, o yuzden baska bir kitabini alip okuyayim dedim. Halbuki bestsellerlardan uzak durmamin bir nedeni vardi, unutmusum.

Kitabin baslangici hemen Kazuo Ishiguro’nun Never Let Me Go’sunu hatirlatti. Her iki kitapta da etik dilemmalar konu ediliyor. Yalniz Enduring Love etik dilemmada yetinmeyip konuyu obsesif bir ask hikayesine yayiyor, bayagi farklilasiyor. Ama iyi bir kitap mi, bence degil. Zaten bitirdigimde “zaman kaybi” diye gecirdim icimden, o derece bayik geldi bana. Neden okudum peki, bir sonunu merak ediyordum, iki kisaydi, bitireyim bari dedim. Kahramanimizin bilimsel geyikleri hosuma gidiyordu baslarda ama sonradan ondan da sogudum, hayatta attigi her adimi, her karsilastigi seyi evrimle, istatistikle aciklamaya calismasi kendisini gayet itici yapti gozumde. Daha sonra da kitap boyunca beni resmen delirtti, yapma canim, yapma kardesim sacmalama bu kadar derken o sacmalamalarin bir dayanagi oldugu filan ortaya cikti ki, evlere senlik. Eeeh diye diye bitti iste. Neyse zaten cok kotuledim. Durayim ben burda.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Acemi Egitimi – Can Kozanoglu

Mart 23, 2009 salyangoz Yorum yapın

Hangi ara kimin tavsiyesiyle aldigimi unuttugum ama yanimda buralara getirmeyi unutmadigim icin sevindigim bir kitap Acemi Egitimi. Hele de aylarca Turkce konusmamisken, arkadas ve tabii ki geyik muhabbeti ozlemindeyken bu kitaba el atmam iyi oldu. Okurken guldugumu gorup ne okuyosun bakiyim diye soranlar oldu (Ingilizce tabi), oh be ozlemisim bizim tarz komediyi dedigim oldu. Eglendim velhasil. iyuzss00

Bir de Can Kozanoglu karaktere kendi adini vermis, kendi hikayesi olduguna da bizi inandirmak icin kirk takla atmis. Bir ara inaniyordum bile, neyse ki sonradan yirttim sazanliktan, kahramanimizin ucuncu kat balkonundan atlayip sag salim kurtulmasi hatta yuruyerek olay mekanindan ayrilmasiyla mumkun oldu bu da. Iyi vakit gecirmek icin, Turk usulu hikayeler okumak icin yani vatan hasreti gidermek icin mukemmel bir kitap. Turkiye’yken okusaydim nasil hissederdim bilmiyorum. Yine de herkese tavsiye edilebilir, okumasi ziyadesiyle kolay.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Altin bamyaymis…

Mart 20, 2009 salyangoz 2 yorum

Altın Bamya Film Sanatları ve Bilimleri Akademisi”nin bu yıl ilk kez, sinemadaki erkek egemen bakışın ağırlığına, kadınlara dair oluşan yanlış mitlerin, algıların, cinsiyetçi bakışın yeniden üretilip temsil edilmesine ve bu ayrımcılığın kanıksanır kılınmasına bir eleştiri ve söz söyleme isteğiyle dağıttığı ödülleri düzenlenen bir geceyle dağıtıldı.

Simdi bu haberi gordum ve buraya aktarma ihtiyaci hissettim. Daha once Nuri Bilge Ceylan’in Uc Maymun filmine bu odulun verildigini/verilecegini duymustum ve gayet sacma bulmustum. Neden mi? Ceylan oturmus bir senaryo yazmis, filmini cekmis, Turkiye gercegini yansitmis, sen tutmus adama cinsiyetcisin diyorsun. Olacak is mi? Olani yansitmak ne zamandan beri sahiplenmek anlamina geliyor? Ben mi bi noktayi kaciriyorum yoksa hakkaten sacmalik diz boyu mu? Ek olarak sunu da soyleyeyim, filmi izledigimde bir kadinin maruz kaldigi baskilari cok iyi yansittigini dusunmustum. Kocasindan, sevgilisinden hatta oglundan dayak yiyen bir kadin, bunlarin disinda bir de toplum baskisiyla bas etmek durumunda, bu Turkiye gercegi degildir de nedir?

Ha bir de odulun adi var: Altin Bamya. Cinsiyetcilige karsi cikiyorsun ve bula bula bu ismi buluyorsun oyle mi? Cinsiyetciler buyuk pipilerini elaleme duyurmak icin ya da pipilerini buyuk gostermek icin, artik hangi Freudyen arguman uyuyorsa buraya, bu filmleri cekiyorlar. Senin karsit gorusun de “pipiniz kucuk” demek mi ancak? Yahu ben mi korum ve varsa bir ironiyi mi kaciriyorum? Ya da hakkaten butun bu olaybir sacmaliktan mi ibaret?

Cinsiyetcilik, homofobi, bunlar muhim, uzerlerinde kafa yorulmasi gereken, karci cikilmasi elzem seyler. Ama boyle basit, kaba yollarla hicbir cozum bulunamaz. Cinsiyetcilerin dillerini kullanarak cinsiyetcilige karsi mi cikilirmis?

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Nature

Mart 10, 2009 salyangoz 1 yorum

Sene 2007, Turkiye’nin adi Nature’da geciyor. Sebep arxiv.org’a gonderilen calinti makaleler. Sene 2009, gene Nature’dayiz, bu kez Darwin’e uygulanan sansur yuzunden. Ben sahsen sasirmiyorum bu Bilim Teknik meselesine ve sen ne guzel dergimizdin diyip geciyorum. Baska bir sey mi bekliyordunuz ki? O kadrolasmaya bu kadari az bile bence.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler: