Arşiv

Archive for Şubat, 2009

Yasak kardesim

Şubat 26, 2009 salyangoz Yorum yapın

Kurtce yasagi hakkinda Baskin Oran 15 subatta, Radikal Iki’de yazmis:

Türkiye’de 12 milyon kişinin dili hâlâ yasak. Öncesini bırakın; son bir yılda Kürtçe neleri yasak ettik, arşivimden tarih sırasıyla vereyim ve kaynaklarını da koyayım ki inanmayan açıp kontrol etsin: Hapiste annesiyle konuşmak (Radikal, 15.05.08). Cep telefonuyla sokakta konuşmak (Radikal, 06.06.08). Parka çiçek adı vermek (Antenna, no. 25, 15.08.08). Kola markası yapmak (Radikal, 30.08.08). Seçim konuşması yapmak (BİA, 12.09.08). Pankart asarak bayram kutlamak (Radikal, 02.10.08). Mahkemede savunma yapmak (Taraf, 11.10.08). TBMM’ye davetiye yollamak (Taraf, 03.11.08). Bayram tebriki yollamak (Radikal, 23.11.08). Mezar taşı yazdırmak (Radikal, 23.11.08). Hatır sormak (Taraf, 07.12.08). Q, W, X harflerini kullanmak, hatta isminde varsa yurtdışından giriş yapmak (Radikal, 27.12.08). Su istemek (Sırrı Sakık) ve “Merhaba” demek (Nuri Yaman, İbrahim Binici) (Radikal, 13.01.09).

Yazinin tamami burda.

Mahmut Alinak’in cabalari (Oran’in ayni yazisindan alintiyla, “Alınak üç “lanetli harf”i kullandı. Her seferinde 6 ay ceza aldı. Paraya çevrildiğinde ödemedi, protesto için hapse girdi.“), Ahmet Turk’un Meclis’te Kurtce konusmasi ve diger cabalar, farkindaligi artirmak acisindan cok onemli. Sivil itaatsizlik igneyle kuyu kazimak gibi gorunse de davanin hakliligi dusunuldugunde zamanla getirisi cok olacak. Hani hicbir sey olmasa bile “ne yasagi kardesim, uydurmayin boyle seyleri” diyenleri uykularindan uyandirabilsek (kotu niyetlerinden degil de bilmediklerinden boyle konustuklari varsayimiyla tabi) bile gayet buyuk bir katki olur.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Anadil

Şubat 24, 2009 salyangoz 3 yorum

Dunya Anadil Gunu’nu, acaba bir gun anadilimi konusmayi becerecek miyim diye dusunerek gecirdim. Oteki dilleri ogrenmek icin harcadigim vakit ve emek, sahip oldugum heves, mesele kendi anadilim olunca neden kayboluyor, neden imkanim yok, ben mi yaratmiyorum imkanlari, nasil oluyor da yasakti deyip kendimi siyirabiliyorum? Bir cevap bulamadim ama omzumda yukunu tasimaya devam ediyorum.

Burada soranlara bir seyler degisiyor, anadilde yayin var artik diyordum bir yandan da, ama iste yine olan oldu. Gercek yine karsimizda, tum sogukluguyla: Ahmet Türk Kürtçe konuşunca, Meclis TV Yayını kesmis.

Konu hakkinda 13 melek cok guzel yazmis, okumadan gecmeyin.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

A Silver Mt Zion

Şubat 11, 2009 salyangoz 2 yorum

A Silver Mt Zion diye Montrealli bir grup varmis, 2000′de cikardiklari “He Has Left Us Alone but Shafts of Light Sometimes Grace the Corner of Our Rooms…” seklindeki ultra uzun isme sahip albumlerini dinliyorum bugunlerde. Sizin icin su sarkiyi sectim:

Blown-Out Joy From Heaven’s Merci

Bu arada, hava sicakligi sifirin uzerine cikti, yagmur yagiyor, sapsal olduk hepimiz, ariyorduk bahari ama subatta gelecegini de sanmiyorduk hani.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Hayalperest

Şubat 6, 2009 salyangoz Yorum yapın

Hayallerle hayal kirikliklari arasinda salinip gidiyor hayat. Her seferinde umuda tutunup yeni hayaller yesertiyorsun, sonra o hayallerin yarisi bile gerceklesse mutlu olmayi beceriyorsun. Ya da olmuyor, hicbiri gerceklesmiyor hayallerinin, kabuguna cekilip kendine aciyorsun bir sure, umut seni yeniden kandirip hayaller dunyasinda yuzdurene kadar. Guya buyudun ama hala aynisin iste. Babanin takdirini, annenin sarilisini hayal ederdin, simdi de telefonun calmasini ya da ne bileyim, makalenin basilmasini hayal ediyorsun. Tutmayinca da ayni sekilde uzuluyorsun. Halbuki beklemesen… Yasayacak gucun olmaz diye korkuyorsun degil mi? En buyuk zayifligin ayni zamanda seni su hayata bagliyan sey. Aciyorum sana, insan yavrusu, kusura bakma.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:

Şubat 3, 2009 salyangoz Yorum yapın

Bir sure once, Gaza’da yasananlari bir doktorun tanikligiyla anlatan bir video eklemistim. O videonun metninin fotokopi seklinde dagitildigini gordum burada. Internetin fikir yaymada basarisi malum ama sanirim bazi konularda hala kagida donmek gerekebiliyor. Bu video da an itibariyle 118 bin kez izlenmis, cok kucuk bir sayi. Bu yuzden metnin dagitilmasi yerinde bir hareket.

Kubrick’in Barry Lyndon filmini seyrediyordum bugun, filmde sevdigim bir parca ile karsilasinca buraya da ekleyeyim dedim. Player isini simdilik yapamadim ama uzerine tiklarsaniz quicktime vasitasi ile dinleyebilirsiniz ya da sag tiklayip kaydedebilirsiniz. Haneke’nin La Pianiste filmi sayesinde ogrendigimiz sahane seylerden biri:

Schubert:: Trio En Mi Bemol Majeur Opus 100 D. 929

La Pianiste dedim de, benim en cok sevdigim, en cok etkilendigim filmlerden biridir, soylemeden gecmeyeyim. Tanistigim insanlarin isimlerini, okudugum kitaplarin sonlarini unutma huyum vardir, filmleri hele hic hatirlamam. Haneke’nin bu filmini yillar once sinemada izlemistim ve unutmusumdur diyordum. Bu yil tekrar izleyince fark ettim ki cok etkilenmisim ben bu filmden, her sahnesi capcanli aklimdaymis. Unutma huyu olunca guvenemiyor insan kendine tabii, ancak filmi tekrar gorunce anliyor ne derece hatirladigini. Eger henuz izlemediyseniz durdugunuz kabahat, yalniz rahatsiz edici bir film oldugunu soyleyeyim de gunah benden gitsin. Isabelle Hupert hakkinda da iki cift laf etmek isterim: Korkuyorum vallahi ben bu kadindan, hangi filmini seyretsem bir acayip. En son Ma Mere ve Une Affaire de Femmes filmlerini seyrettim mesela, uzunca bir sure uzak durasim var kendisinden. Yetenegine bi lafim yok, yanlis anlasilmasin, hatta fazla iyi ki psikolojim bozuluyor onun cizdigi karakterleri izlerken. 

Bu arada Fransizca klavye kullanmayi ogreniyorum, su anda da onunla yazmaya calisiyorum. Bircok seyin yeri farkli, hatta bir harf eksigim var klavyemde, onun icin de ASCII kodu kullanmak gerekiyor. Safi iskence.. Bu da neden buraya yazdigimi anlamadigim gereksiz bir detay oldu. Neyse bakalim.

Categories: Kategorilenmemiş Etiketler:,