Bir ay aradan sonra

Asli Erdogan’in kitabini bitirdim nihayet, diger kitaplarini da okumak istiyorum ama bir yandan da cok agir geliyor yazdiklari. Kirmizi Pelerinli Kent’i elime aldigimda arkasindaki Erdogan’in dunya okurlarinca gelecege kalacak elli yazardan biri sayildigina dair notu gorunce pek inanamistim, o kadar da abartmayin demistim. Sonra kitabi okumaya basladim ve boyle bir listeye girmesinin dogal hatta kacinilmaz oldugunu anladim. Oncelikle Turkce’yi inanilmaz iyi kullaniyor ki ben okudugum kitaplarda dile cok onem veririm, bazen hikayeden de fazla, bu sebeple Erdogan’in hazmetmesi bazi bazi zor olsa da her daim muthis keyifli olan cumlelerini tek tek cok sevdim. Belki de bu hazmetme meselesi kitabi yavas okumama sebep oldu, bir paragraf okuyup, helal deyip, sonra iki saat dusununce ilerlemiyor tabi kitap. Hele otobuste, ucakta vesaire iyice komik oluyor bu dalip gitmeler. Neyse ki her kosulda eglenceli ve tatmin edici bir okumaydi. Yazarin kendine ve dunyaya dair farkindaligini takdir ettim. Sadece bazi noktalarda bu farkindaligi astigini, kendini ovmeye gectigini dusundum. Zaten kendini yererek ovenlerden oldum olazi hazetmem, bu tarz bi yaklasimin isaretlerini bu kitapta gormek cok hosuma gitmedi. Ornek vermek gerekirse, yazarin burjuva ortaminda yetistigini anlatirken aslinda kendini ve yetistirilis tarzini farkinda olarak ya da olmayarak ovmesini soyleyebilirim. Yine de bu son yorumumu degistirebilirim, Asli Erdogan’in yazdiklarini biraz daha okumam gerekiyor, gereksiz ithamlarda bulunuyormusum gibi geldi simdi.

Kirmizi Pelerinli Kent’ten sonra yine baska baska kitaplara basladim, yarim biraktiklarima goz kirptim vesaire ama kendimi Emily Bronte’nin Ugultulu Tepeleri’ni okurken buldum. Aslinda gecen bahar kutuphaneden alip okumaya baslamistim ama yazarin kelime haznesi cok genis ve genel olarak hic bilmedigim kelimelerden olusuyor, ustelik baslarinda insani pek kendine yapistiracak bir olayi yok kitabin, o yuzden sozlukle okumaya dayanamadim ve geri verdim kitabi. Bu yaz Turkiye’deyken abuk bir yayinevinden cevirisini aldim. Zaten artik cevirilerden yana hicbir umudum kalmadigi icin hic soylenmeden, aman ne kotu cevirmisler diye takmadan okudum kitabi, cok yuzeysel ve duz bir ceviri oldugunu biliyorum ama ne yapayim, Ingilizcesini anlamiyorum, Turkcede de her ceviriyi gozden gecirip en iyisini almak gibi bir sansim yoktu. Can yayinlarina bir suru para bayilip yine cevirisi kotu diyecektim, en iyisi daha az para verip baska bir cevirisini almakti. Alip okudum iste boyle, ne acayip bir kitapmis. Jane Eyre’in sonunu daha kitap bitmeden ogrenmistim ve hic hos olmamisti, o yuzden bunda cok kastim ve yanlislikla bir yerden duyarsam zevki kacacak diye cok cabuk okudum. Ve tataaam. O kadar da bir numarasi yokmus. Dogrusu olaylarini bilmemem iyi oldu, ne olacagini merak ederek okudum ama o kadar. Allah belani versin Heathcliff diye diye dilimde tuy bitti, bunu sesli bir sekilde bile soyledigimi hatirliyorum. Sanirim cok duz okudum, hic isin tutkusuna, heyecanina giremedim, cevirinin de etkisi oldu. Ama her halukarda kitap bittiginde bu mu yani dedim, bu kadar mi? Hele kitabin sonu iyice sonuktu, fade out olur gibi bitti. Heathcliff’te hep bir kahraman gorecegimi saniyordum ama kotu kalpli herifin tekiymis iste, asik olabilmesi hicbir seyi degistirmiyor. Belki de benim tutkudan asktan anladigim bir sey kalmadi, duz adamin biri oldum, basmiyor kafam boyle seyleri artik, bilemiyorum. Tek bildigim hala Jane Eyre’e taptigim, dizisini kitabini bes yuzuncu kerede bile aglayarak izledigimdir. Charlotte Bronte sen bizim her seyimizsin.

Ha bir de, unutmadan, ne problemli bir aileymis bu Brontelerinki. Jane Eyre, Wuthering Heights, The Tenant of Winfield Hall kitaplarinin ardindan (tamam, itiraf ediyorum sonuncuyu okumadim, dizisini seyrettim), bu kitaplarin ardindan bu uc kardesin ozellikle cocuklukla ilgili sorunlu tasvirleri beni korkuttu diyebilirim. Derinligi olmayan ve gercek hayattan kopuk hikayeler yazsalarmis keske demiyorum ama okurken psikolojim bozuldu resmen, bunlari cocuk kitabi diye okutmasin lutfen kimse, yaziktir.

not: kirmizi pelerinli kent ve asli erdogan hakkinda guzel bir yazi okumak, yazarimizin birkac fotografini gormek isteyenleri buraya alalim.

Bir Yanıt to “Bir ay aradan sonra”

  1. Artemisia Diyor ki:

    Kırmızı Pelerinli Kent’le ilgili bir sürü şey yazacağım, ama kitabım ve notlarım yanımda yok, çok yakında…

Yorum Yapın